|
Tweet |
“ORMANIN EN YAKIN KORUYUCUSU KÖYLÜDÜR”
Kızılcahamam’ın doğal varlığının korunmasında kırsalda yaşayan vatandaşların önemli bir yere sahip olduğunu belirten Mücahit Karakayalı, köylerde nüfusun azalmasının ve çobanlık mesleğini sürdürecek insanların giderek azalmasının yalnızca hayvancılığı değil, kırsal alanların geleceğini de etkilediğini ifade etti.
Karakayalı, “Ormanları en yakından tanıyan, yıllardır o coğrafyada yaşayan köylümüzdür. Tiftik keçisi yetiştiriciliğinin ve çobanlığın zayıflaması kırsal yaşamın devamlılığı açısından üzerinde durulması gereken bir meseledir. Orman tabanında biriken kuru çam yaprakları ve kozalaklar da yangın dönemlerinde riski artırabilecek unsurlar arasında değerlendirilmelidir. Ormanı korurken o ormanla birlikte yaşayan insanı da yaşatmalıyız.” ifadelerini kullandı.
“TARIM, HAYVANCILIK VE ORMAN BİRBİRİNDEN KOPARILAMAZ”
Tarım ve hayvancılığın kırsal kalkınmanın temel unsurları olduğunu kaydeden Karakayalı, Kızılcahamam’daki orman sınırları dışına çıkarma uygulamalarının da kamu yararı, çevre ve kırsal yaşam açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Karakayalı, bu alanların gelecekte hangi amaçlarla değerlendirileceğinin şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirterek madencilik faaliyetlerinin doğa üzerindeki muhtemel etkilerinin de göz ardı edilmemesini istedi.
KARAKAYALI: “ÜRETİCİYİ VE ESNAFI AYNI ZİNCİRİN PARÇASI OLARAK GÖRMELİYİZ”
Artan maliyetlerin üreticiden perakendeciye kadar geniş bir kesimi etkilediğini ifade eden Mücahit Karakayalı, “Tarımsal ürünlerin üretim maliyetleri yükselirken işlenmiş ürünlerin fiyatlarının artması vatandaşın alım gücünü, esnafımızın ise ticari sürdürülebilirliğini zorlaştırıyor. Köylünün üretimde kaldığı, hayvancılığın desteklendiği, ormanlarımızın korunduğu ve esnafın ayakta durabildiği bütüncül bir kırsal kalkınma anlayışına ihtiyaç vardır.” ifadelerini kullandı.