|
Tweet |
“İNSANLAR MAAŞINI DEĞİL, BORCUNU HESAPLIYOR”
Abdullah Erenkara açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bugün vatandaş maaş aldığı gün rahatlamıyor. Çünkü daha para cebine girmeden kira, fatura ve borç hesapları başlıyor. İnsanlar artık yaşam standardını değil, ayakta kalmayı düşünür hale geldi.”
“DİYARBAKIR’DA GEÇİM DERDİ HER GÜN BÜYÜYOR”
Diyarbakır’da vatandaşın en büyük gündeminin ekonomi olduğunu söyleyen Erenkara, özellikle emeklilerin, işçilerin ve küçük esnafın büyük sıkıntı yaşadığını belirtti.
“Pazarda alışveriş yapan vatandaş ürün seçerek değil, fiyat eleyerek alışveriş yapıyor. Esnaf satış yapamamaktan şikâyetçi, gençler ise geleceğe umutla bakamıyor.”
“ALIM GÜCÜ HER GEÇEN GÜN DÜŞÜYOR”
Maaş artışlarının yüksek enflasyon karşısında kısa sürede etkisini kaybettiğini ifade eden Erenkara, vatandaşın cebindeki paranın hızla eridiğini söyledi.
“Kağıt üzerinde yapılan zamların vatandaşın hayatında karşılığı kalmadı. Çünkü temel ihtiyaç fiyatları sürekli yükseliyor. İnsanlar artık aynı maaşla geçen yıla göre çok daha az ürün alabiliyor.”
“GENÇLER GELECEĞİNİ BAŞKA YERLERDE ARIYOR”
Ekonomik şartların gençler üzerinde ciddi bir umutsuzluk oluşturduğunu belirten Erenkara, birçok gencin artık gelecek planlarını yurt dışında kurduğunu ifade etti.
“Bugün en büyük kaybımız umut kaybıdır. Gençler kendi ülkesinde gelecek göremiyorsa bu tabloyu ciddiyetle değerlendirmek gerekir.”
“EKONOMİ GÜVENLE DÜZELİR”
İYİ Parti olarak üretimi, liyakati ve hukuku önceleyen bir ekonomi anlayışını savunduklarını belirten Erenkara, ekonomik sorunların ancak güven ortamıyla çözülebileceğini söyledi.
“Ekonomiyi yalnızca rakamlarla yönetemezsiniz. Vatandaşın devlete, piyasaya ve geleceğe güven duyması gerekir. Güven kaybolduğunda ekonomi de nefes alamaz.”
“TOPLUM ARTIK NEFES ALMAK İSTİYOR”
Açıklamasının sonunda vatandaşın artık günlük krizlerle değil, gelecekle ilgilenmek istediğini belirten Abdullah Erenkara şu değerlendirmede bulundu:
“İnsanlarımız sürekli geçim hesabı yapmak istemiyor. Vatandaş artık huzurlu, güvenli ve ekonomik olarak öngörülebilir bir hayat talep ediyor.”