|
Tweet |
ATAMA SAYISI OKULLARIN GERÇEK İHTİYACINA GÖRE BELİRLENMELİ
Öğretmen atamalarında temel ölçütün eğitim sisteminin ihtiyacı olması gerektiğini belirten Bayık, hangi ilde, ilçede ve branşta ne kadar öğretmene ihtiyaç bulunduğunun şeffaf biçimde ortaya konulmasını istedi.
Bayık şunları söyledi: “Öğretmen atamasını yalnızca ‘Bu yıl kaç kişi atanacak?’ sorusuyla tartışmak eksik kalır. Önce Türkiye genelinde ve iller bazında gerçek öğretmen ihtiyacını açık biçimde ortaya koymalıyız. Hangi branşta kaç öğretmen gerekiyor? Hangi okullarda açık bulunuyor? Planlama bu ihtiyaç üzerinden yapılmalıdır.”
GENÇ ÖĞRETMENLER YILLARCA BELİRSİZLİK İÇİNDE BEKLEMEMELİ
Üniversitelerin öğretmen yetiştiren programlarından mezun olan gençlerin uzun süre atama beklemek zorunda kalmasının ciddi bir sosyal ve ekonomik sorun oluşturduğunu belirten Bayık, genç eğitimcilerin gelecek planı yapmakta zorlandığını ifade etti.
Bayık, “Bir genç üniversiteye giriyor, yıllarca eğitim alıyor, mezun oluyor ve öğretmenlik yapmaya hazır hale geliyor. Ardından hayatının en üretken dönemlerini ne zaman atanacağını bilmeden geçiriyor. İş kuramıyor, yuva kurmayı erteliyor, ekonomik bağımsızlığını sağlayamıyor. Gençlerimizin hayatını sürekli bir sonraki atama takvimine bağlayamayız.” dedi.
BRANŞ DAĞILIMINDA ADALET VE İHTİYAÇ ESAS ALINMALI
Atama kontenjanlarının branşlara dağılımının da eğitim sistemindeki ihtiyaçlar dikkate alınarak yapılması gerektiğini vurgulayan Bayık, öğretmen adaylarının kontenjanların hangi kriterlere göre belirlendiğini açık biçimde görebilmesi gerektiğini söyledi.
Bayık, “Bir branşta binlerce öğretmen adayı yıllarca beklerken açıklanan kontenjan beklentinin çok altında kaldığında doğal olarak ‘Bu sayı hangi ihtiyaca göre belirlendi?’ sorusu ortaya çıkıyor. Kontenjan dağılımında objektif, anlaşılır ve denetlenebilir kriterler bulunmalıdır. Öğretmen adayları kendi gelecekleriyle ilgili kararların nasıl alındığını bilmelidir.” ifadelerini kullandı.
MÜLAKAT DEĞİL LİYAKAT ESAS OLMALI
Öğretmen atamalarında objektiflik ve liyakat ilkesinin korunmasının kamuya duyulan güven açısından büyük önem taşıdığını belirten Bayık, adayların kişisel değerlendirmelere açık yöntemler nedeniyle kaygı yaşamaması gerektiğini ifade etti.
Bayık, “Devletin öğretmenini seçerken hiçbir adayın zihninde ‘Acaba hakkım yenir mi?’ sorusu oluşmamalıdır. Ölçülebilir, denetlenebilir ve objektif kriterlerin esas olduğu bir sistem kurulmalıdır. Eğitim sistemine güven, öğretmenin mesleğe giriş aşamasında başlar. Biz mülakat tartışmalarının gölgesinde kalan değil, liyakatin esas olduğu bir atama sistemi istiyoruz.” dedi.
ÖĞRETMENİ İHTİYAÇ OLAN YERE KALICI OLARAK KAZANDIRMALIYIZ
Öğretmen açığının geçici görevlendirmelerle yönetilmesi yerine uzun vadeli insan kaynağı planlamasının yapılması gerektiğini belirten Bayık, özellikle öğretmen temininde güçlük yaşanan bölgeler için kalıcı politikalar geliştirilmesi çağrısında bulundu.
Bayık, “Bir bölgeye öğretmen atamak kadar o öğretmenin orada çalışma ve yaşam koşullarını sürdürülebilir hale getirmek de önemlidir. Barınma, ulaşım ve sosyal imkânlar gibi konuları da öğretmen istihdam politikasının parçası olarak görmek gerekiyor. Amacımız yalnızca boş kadroyu doldurmak değil, öğretmeni okuluna kalıcı biçimde kazandırmak olmalıdır.” diye konuştu.
ÖĞRETMEN ADAYI SAYI DEĞİL, HAYAT KURMAYI BEKLEYEN BİR İNSANDIR
Atama tartışmalarının arkasında binlerce insanın yaşam mücadelesi bulunduğunu vurgulayan Bayık, öğretmen adaylarının yalnızca istatistik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Bayık, “Her atama bekleyen öğretmenin arkasında yıllarca verilen emek, bir aile ve kurulmayı bekleyen bir gelecek var. Atama sayıları açıklanırken yalnızca rakam konuşuyoruz ama o rakamların her biri bir insanın hayatına karşılık geliyor. Eğitim politikası insandan bağımsız düşünülemez.” dedi.
BAYIK: ÖĞRETMEN İHTİYACI PLANLI VE GÜVENCELİ ATAMAYLA KARŞILANMALI
Öğretmen atamalarının düzenli, öngörülebilir ve eğitim sisteminin gerçek ihtiyaçlarına dayalı hale getirilmesi gerektiğini belirten Bayık, sözlerini şöyle tamamladı:
“Öğretmen adaylarımız yıllarca belirsizlik içerisinde beklemek istemiyor. Okullarımız da öğretmensiz kalmamalı. Yapılması gereken gerçek ihtiyacı şeffaf biçimde belirlemek, yeterli kontenjan oluşturmak, branş dağılımını objektif kriterlere göre yapmak ve liyakate dayalı güvenceli atamayı sağlamaktır. Öğretmen açığı bulunan bir eğitim sisteminde genç öğretmenlerin yıllarca kapıda beklemesi doğru değildir. Çocuklarımızın öğretmene, öğretmenlerimizin de adil ve güvenceli bir çalışma hayatına ihtiyacı var.”